Emekli Büyükelçi Namık Tan “100. Yıla Doğru Lozan’ın Önemi”ni Anlattı

Emekli Büyükelçi Namık Tan “100. Yıla Doğru Lozan’ın Önemi”ni Anlattı

Uluslararası Rotary 2440. Bölge Federasyonu Bölge Cumhuriyet Kazanımları Komitesi Lozan Antlaşması’nın 99. Yılında “100. Yıla Doğru Lozan Barış Antlaşması” konulu ortak toplantı düzenledi. Bölgeye bağlı 72 kulüp üyesinin yoğun katılım gösterdiği ve Rotary e-Kulüp, Göztepe Rotary Kulübü ile Karabağlar Çalıkuşu Rotary Kulübü’nün ev sahipliğindeki çevrimiçi toplantının konuğu Emekli Büyükelçi Namık Tan oldu.

    

Rotary 2440. Bölge Federasyonu Cumhuriyet Kazanımları Komitesi, Lozan Antlaşması’nın Cumhuriyet tarihindeki önemine dikkat çekmek amacıyla bölge bazında bir ortak toplantı düzenledi. 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan Şehri’nde Türkiye Büyük Millet Meclisi Temsilcileri ile Müttefik Devletler arasında imzalanan ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkları gidererek modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atan antlaşmanın önemi Emekli Büyükelçi Namık Tan tarafından masaya yatırıldı.

Lozan Antlaşması’nın Cumhuriyet’in ve ülkemizin garantisi olduğunu dile getiren Emekli Diplomat Namık Tan yaptığı konuşmasında, “Cumhuriyet’in en sağlam temsili olan bu belge, Atatürk’ün kurtuluş savaşını yürüttüğü süreçten ayrı düşünülmemesi gereken, onun bir parçası olan bir antlaşmadır. Bu olaylar tek bir günde değil arkasında çok büyük bir mücadelenin olduğu ve o mücadelede Türkiye’nin başarısının, özellikle de Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki halkın kararlılığı görülerek müttefik devletler tarafından bizim şartlarımızın görüşülmesi için kurulan bir masadır. O görüşme masasında da büyük bir mücadele ve aynı zamanda da bir müzakere başarısı vardır. O başarının arkasında da tabiî ki İsmet İnönü var. İsmet İnönü ve beraberindeki çok önemli isimler… O isimler ve onların o müzakerede gösterdikleri başarı ve dirayet sayesinde antlaşmadan biz istediklerimizin çok büyük bir bölümünü alarak çıkıyoruz. O bakımdan çok önemli bir antlaşmadır” dedi.

 

Cumhuriyet Bir Türk Rönesansı’dır

 

Cumhuriyet’in aynı zamanda bir Türk Rönesans’ı olduğunu kaydeden Emekli Büyükelçi Tan, “Atatürk bir rejim de kuruyor, Cumhuriyet rejimi… O günkü Türkiye, halkı harap ve bitap düşmüş, son derece eğitimden yoksun kalmış, genç nüfusunu kaybetmiş ve bu yeniliğe de bu Rönesans’a da çok yabancı ama ona rağmen bizzat uğraşarak bu rejimi halka kabul ettiriyor.  Bunların hepsi o devrimler sayesinde oluyor. Atatürk’ün nasıl bir bedel ödediğini, hayatını ortaya koyduğunu, cepheden cepheye nasıl koştuğunu ve bütün bu başarılara imza attığını gören halk ve aynı zamanda muhalifleri de onun bu kararlığı önünde ister istemez diz çöküyorlar. Atatürk de bu aydınlanmaya çok ihtiyacı olan bu topluma bu suretle yaşatmış oluyor. Yani şöyle diyebiliriz Cumhuriyet’in ilanı Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan bütün bu devrimlerin ilk aşamasıdır aslında… Sonradan yenileşme ve reform adımlarının da önünü açtı bu. O yüzden bu bir anlamda Türk Rönesansıdır”

 

Atatürk Yurtta Sulh Cihan’da Sulh Anlayışıyla Hareket Etti

 

Atatürk’ün Dünya barışından yana olduğuna da değinen Namık Tan, “Atatürk savaştığı insanlarla masaya oturdu. O’nun karşısında olmanın nelere neden olduğunu gören müttefik devletler, O’nun her türlü riski göze alacağını, bu konudaki kararlılığını, hiçbir tereddüt etmediğini görüyorlardı. Aynı zamanda insancıl taraflarını da görüyorlardı. Kaç savaş kazanmasına rağmen, klasik bir deyim ama Yunanlıları denize döktükten sonra bile hep Yunan Bayrağı’na saygı göstermesi ve bunun gibi böyle çok sembolik davranışları diplomatik yönden olumlu bir şekilde not ediliyordu” şeklinde ifade etti.

 

Lozan Antlaşması Atatürk’ün Dünya’ya Bakış Açısıdır

 

“Atatürk, O’nun dış politikadan dünyaya bakışından ayrı düşünülemez” diyerek sözlerine devam eden Tan, “Lozan Atatürk’ün Dünya’ya bakış açısıdır. Onu vurgulamak için ben sadece Lozan’ı anlatmadım bir şekilde o süreci anlatmaya çalıştım. Yani benim ardarda saydığım o devrimler kadınlara siyasal hakların tanınması, şapka ve kıyafet kanunu, şeriye mahkemelerinin kapatılması, mecellenin kaldırılması, medeni kanunla ceza kanunun kabul edilmesi bunlar çok büyük devrimler. O zamanın Türkiye’sinde halkının bunlara benimsetilmesi de gerekiyor. Biliyorsunuz sadece bu devrimleri yapmakla kalmıyor Atatürk, aynı zamanda ölümüne kadar bu devrimlerin halka anlatılmasını da sağlıyor. Örnek oluyor, şapka giyiyor, harflerle yazıyor, kapı kapı dolaşıp bizzat kendisi halkla öğrencilerle birlikte anlatıyor bunları. Yani bu benimsetilmesi işini de bizzat kendisi yapıyor. Uygulama safhasında da bir anlamda örnek oluyor.  Atatürk ve O’nun önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı bu işin odağında yer alıyor” şeklinde sözlerini tamamladı.

Uluslararası Rotary 2440. Bölge Federasyonu Başkanı Serdar Durusüt’ün 100. Yıla Doğru Lozan’ın anlam ve önemine ilişkin sözlerinde, “Biliyorsunuz Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’deki savaş, bizim büyük zaferimiz 9 Eylül’e kadar süren yaklaşık 400 km’lik bir arazinin toplamda 13-14 günde katedildiği ve tarihte karşılığı olmayacak kadar önemli bir olaydır. O nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ağustos sabahı gördüğü manzarayı hemen dile getirmek istiyorum. Kocatepe’den baktığında gördüğü sis herkesin morali bozukken söylediği o “Merak etmeyin bu sis açılacak” sözleriyle ve gerçekten de açılmaya başladıktan sonra düşmanın da beklemediği bir anda savaşın başlaması. O nedenle bu 24 Temmuz’a bizi götüren en önemli olay Büyük Taarruz’un başlamasıdır. 9 Eylül’de en son düşmanın İzmir’den ayrılışından sonra da bir İstanbul var. Bu tarih itibariyle aradan geçen zaman bir içerisinde bu anlaşma için harekete geçiliyor. Çünkü Lozan Antlaşması savaşın bittiğine dair değil düşmanın bizimle mücadele edemeyeceğini anlamasından kaynaklı bir karar. Biz bu coğrafyada başarıya ulaşamayız, Türkler’in azmi ve iradesi bizi ortadan kaldıracak düşüncesiyle Lozan Antlaşması için ekim aylarında bu karar alınıyor ve görüşmeler başlıyor. Ancak hala Sevr Antlaşması’nın maddeleri üzerinde olan bir kesim Lozan Antlaşması’nın maddeleri üzerinde itiraz ediyor. İsmet İnönü bu görüşmeleri kesiyor. Tabiki savaş kaybedildikten sonra her iki tarafta da karşılıklı bir mübadele söz konusu. Buna neden olan şey Ortodoks ve Müslüman değişimidir. 19 Mayıs 1919’dan itibaren fiilen başlayan mücadeleden, Lozan Antlaşması için24 Temmuz’da Lozan’da toplanıldığı zaman karşılaşılan manzarada İsmet İnönü bu işin içindedir. Mustafa Kemal Atatürk İsmet İnönü’nün bu işin başında başarılı olacağından emindir ve gerçekten Türk’ün yeniden dünyaya geliş tarihi Lozan olacaktır. O nedenle Lozan Anlaşmasını biz çok önemsiyoruz ve Lozan Anlaşması’nın100. Yılını biz önümüzdeki yıl kutlayacağız ama bu yıl da 99. Yılındayız. Ben inanıyorum ki bundan sonra Türkiye’deki tek düşünce barış olacaktır. Bu nedenle de bu yıl Dokuz Eylül Rotary Kulübümüz 9 Eylül’ün İzmir’in Kurtuluşu’nun 100. Yılı olması dolayısıyla kültür sanat komitesiyle beraber bir barış konferansı hazırlıyor” diye konuştu. 

Sayfayı Paylaş